
Banks follows up a currently perfect streak of music with yet another delicious slice of infectious...
Alpman - Thoughts Can Wait
Istanbul - 2013
Photograph: Alejandro Iván De León Leal
Yeni müzik!

Start your week right with the beautiful new video for Iceland four-piece Bloodgroup’s “Fall,” the...

Left-field pop newcomer Sivu, who came onto our radar thanks to the see-through video for his debut single ...
![]()
30 Mart Cumartesi gecesi @NubluIstanbul’da Sezyum ve Hollanda memleketinde Red Light District’den sonra çıkan en enteresan şey; @KillAllHipsters gecesinin başbakanı Arnold Scheepmaker ile ‘asker eğlencesi meets Boom Boom Room’ kıvamında saçma sapan bir kopuş olacak.
https://www.facebook.com/events/423078994453419/
CLUB BANGKOK @ KITE
Ankara’yla olan “love / hate” yani “ya sev ya terket” ilişkimizi gözden geçirmenin zamanı geldi diye düşündük. Bipolar ergenler gibi derin ve dengesiz duygular beslediğimiz başkentimize bir gönül yolculuğu, kardeş yolculuğu düzenlerken, votkalı biranın da verdiği gazla Ankaragücü taraftarları gibi bir betimlemeye gidip, güzel ve yalnız ve gri şehrimizi “biricik sevgilimiz” olarak kodladık. Şair şimdi bu sevgili örneklerinden başlayarak dev bir yolculuğa çıkıyor, okuyoruz…
Ankara’yı bir bayan arkadaşa benzetmek gerekirse: Halk arasında “Gidemeyen” olarak da bilinen, beraber geçirilen bir gecenin akabindeki sabah bir türlü evine gitmeyen kız ve forumlarda “User Friendly” olarak tabir edilen, uyurken seni bir peçete gibi kullanıp atarak, parmak ucunda yürüme suretiyle sabahın köründe kaybolan çılgın kızın muhteşem karışımına benzetebiliriz. Bu kızın adı Aslı olsun.
Haydi gelin şimdi bir de erkek arkadaşa benzetelim: Bilkent Üniversitesi’nde 1, 2 ve 3. sınıf boyunca günah kadar güzel kızların “çok düzgün çocuk” diyerek yanlarında gezdirip evlerine bıraktırttığı, hesap ödettiği yakışıklı ve bir o kadar da kütük olan “düzgün çocuk” yok mu? İşte ondan bir ölçü alın. İki ölçü de Ankara gece hayatının ünlü yılanlarından Otomobil Osman, Bien’in bahçesindeki beyaz gömlekli ve Serkan Söğüt’ü katık edin, işte size ideal erkek. Bu çocuğun adı da Burak olsun.
Sarah ve Musa, Doğuş ve Hilal Cebeci, İbrahim Erkal ve Emine Ün, Nihat Doğan ve Seda Sayan, Tuba Ünsal ve Mustafa Sandal’ın aşklarını bile gölgede bırakacak Aslı ve Burak’ın aşkına biz bir kısa film çektik.
Başrolde ise Aslı ve Burak yok. Bir nevi “Çağrı” filmi gibi, başroldekiler aslında yoklar, ama varlar da. Evet kafanız karışmaya başladı. Açlıktan kafayı yeme noktasına yarım tık varken yemeksepeti’ne girip 45 dakika bir aşağı bir yukarı giden kafa karışıklığına yaklaşmak üzereyiz.
Yeni sinemacıların rahatlıkla anlayacağı bu alternatif film yapımcılığından nasibini alan örneğimizde Aslı ve Burak’ın karakterlerini oluşturan öğeler, objeler, temalar ve hissiyatlar var. Aslı ve Burak’ı ne bu kadar özel yapmıştır? Neden birbirlerini sevmişlerdir? Karakterlerini neler oluşturmuştur? İşte bu sorulara yanıtlar arayacağız ve bulamayacağız.
Filmin Adı: Road To Redemption: Aspava
Türü: Erotik / Komedi / Dram / Biraz Da Karate
Süresi: 12 Dakika
Yapımcı: Çilekli Salata Productions
Dili: Türkçe (Ankara Aksanlı)
Gösterim Tarihi: 8 Şubat 2012
Film çok yaşlı Burak’ın çok yaşlı Aslı’ya kitap okumasıyla başlar. Aslı’nın hafızası yandan yemiştir. Ne Burak’ın İkinci Dünya Savaşı’ndan dönüp ölmeden, yani sağ dönerek onu aramasını, ne elleriyle yaptığı evi (ki nasıl yapıyor, Bauhaus gibi yaman adammış demeden geçemiyor seyirci), ne de hain ailelerinden kaçarak yaptıkları evliliği hatırlamıyordur. Aslı’nın sigortası olmadığından ek iş olarak üniversitede hademelik yapmaya başlayan cefakar Burak aslında bir matematik dehası olduğunu keşfeder. Dört işlem profesörünün tahtaya yazıp bıraktığı dünyanın gelmiş geçmiş en zor matematik problemlerini şıp diye çözerek bütün kampüsün sevgilisi olmayı başaran zekalı hademe artık Nobel, Altın Ayakkabı, Oscar gibi ödüllerin bir numaralı adayıdır, fakat o matematik yeteneğini paraya dökmek istemektedir. Yurttaki odasının camına algoritmalar yazmaya başlar. Çünkü o algoritmaları kağıda yazarsa hiç sinematografik olmayacaktır, gerizekalı gibi A4’e yazacağına cama yazarak zaten sansasyonel bir fikrinin olduğunu seyirci hemen anlar. Neyse bu yazdığı algoritmalarla yonja.com’u kuran Burak paraya para demez, hep Chivas filan içiyordur artık ama bu esnada en iyi arkadaşlarını kırar, ezer, yerin dibine sokar. Yaptıklarından utanan şerefsiz kahramanımız inzivaya çekilir ve kışın büyük bir otele bekçi olarak işe girer. İtin, uğursuzun, cinin harman olduğu bu otelde iyice kafayı yiyen Burak ikiz çocuklar görüp durur. İkiz çocuğun okul masrafı, kıyafeti, yediği içtiği kaç para tutar diye içine ata ata iyice ruh sağlığını bozan kahramanımız çareyi alkol ve baltada bulur ve olaylar gelişir…
Bu toplama senaryolu filmimizin gösterimi 8 Şubat Cuma Ankara Kite’da gerçekleşecek. Sizden iki tane ricamız var:
• Kesin gelin.
• Okçular o tepedeki yerlerini terketmesinler
İyi seyirler.
22.30 – 00.30 DJ Sarıyılan (Kaan Sezyum)
00.30 – 04.00 Club Bangkok
http://www.facebook.com/events/440910925978163/?fref=ts
Club Bangkok ve Jaz:
Nublu’da ikinci defa çalacağımız için heyecandan uyuyamıyoruz. Bu uykunun bininin bir para olmadığı ıslak gecelerde Google’da İlhan Erşahin, Saksafonun Tarihi ve Caz gibi başlıklar arattık ve Caz kelimesinin kökeninin, o dönemin argosundan geldiğini öğrendik. Argoya bayılırız, “kapçık ağızlı”, “tombalacı”, “kaç para lan bi flüt”, “muhtar kellesi”, “vidalamak”, “vites değiştirmek” gibi laflara olan sevgimizden dolayı Caz’a çok ısındık. Caz mı Jazz mı doğru karar veremedik ve bizce Jaz olan yeni bokum gibi bir müzik akımı yarattık. Karşınızda Club Bangkok ve Jaz.
“Mahallenin Muhtarları’nın Kandemir Konduk ve Filiz Kaynak’ı varsa bizim de Hemi & Silvio Behmoaras’ımız var. Yönetmen: Hemi Behmoaras Cinematography: Silvio Behmoaras”
Club Bangkok, 2 Şubat Cumartesi akşamı @nubluistanbul’da!
-
Üç ayda bir, öldüğünden beri kilere gizlediğimiz babaannemizin emekli maaşını çekeriz.
Ayda bir, Genç Beyin, Psikeart, Playboy ve Haslır dergilerini büfeden temin ederiz.
İki ayda bir ise, Karaköy’de bulunan müzikli ve muhabbetli Nublu’da, iki hareketli bir daha hareketli şarkılar çalarız.
Gazetecilik, bozuk psikoloji ve sadece herşey dahil otellerde bulabileceğiniz dandiklikteki alkollü içeceklere olan aşkımızı yine bir event yazısıyla deşifre etmek isteriz.
Bir önceki Nublu yazımızda Posta Gazetesi’ne olan aşkımızı bu gazeteden hayali üç numune haber yazısıyla cümle aleme duyurmuştuk. Bu sefer de gazete gözetmeksizin, “sevdiğimiz üç usta kalem bu gece hakkında yazsa, ne yazardı?” gibi bir konseptle karşınızdayız.
Bütün yazılar hayal ürünüdür, esah değil yani.
Reiki, Işın Kılıcı ve Club Bangkok – Nil Karaibrahimgil
Uçak kazası gibi bir güne uyandım, tuhaflıklar sinsilesi cebimde, hem de 3D. Tek kullanımlık yiyecekler, tek kullanımlık içecekler, tek kullanımlık hayatlar… Hepsi bir karadeliğin içindeydiler, konservede, ailemin evinden taşındığım gün gibi acı, espresso gibi sanki biraz da. Hem de bağdaş kurmuşlardı bu uçak kazasından kurtulmuş hayatcıklar. Hem de New York’un göbeğinde. Hazır bağdaş kurmuşken dedim bir rekat Reiki yapayım. Reiki bana her zaman iyi gelir. Reiki hocam Gyon-Ho’nun da dediği gibi “Good Heart Nil, Good Heart”, yani kalbe iyi geliyor Reiki.
Beklemediğim bir anda New York ise beni her zamanki gibi tokatladı. Panda kıyafeti içinde aheste aheste koşarak beni sarstı ve kulağıma fısıldayarak bağırdı: “Hey şapşal! Özgürsün sen özgür, aynı benim gibi, silkelen ve kendine gel. Bir zürafa hayal et ve onun ruhsal olarak en dışına çıkmasını sağla, bunu yaparken de ışın kılıcını kullan!”
Işın kılıcım, Reiki güçlerim, mor taytım, yeşil parlak tütüm, siyah aynam ve en iyi arkadaşım He-Man yanımdaydı. Evet bu gece Club Bangkok’a gitmeye hazırdım. Favori içkimi açıklarsam siz de içer misiniz? İki ölçü hayat, üç ölçü Garden State ve yarım ölçü Doğan Apartmanı Suyu’ndan oluşan “İç ve Biç Biç John Lennon” kokteylimi 2 Şubat günü evden çıkmadan denemenizi öneriyorum. Namaste.
Özür Diliyorum – Yılmaz Özdil
Hakan Odabaşı…
Ankaralı.
Doğu Orcan…
Ankaralı
Onur Yazıcı…
Yozgatlı.
İstanbul’un göbeğindeki Karaköy’de, yani Mustafa Kemal Atatürk’ün Dolmabahçesi’nden on dakika ötede, üç çocuk müzik yaptığını sanıyor…
Hem de üçü de İzmirli değilken…
Özür diliyorum Türkiyem…
Özür…
Diliyorum.
Al Birini Vur Ötekine, Yerse Ha! – Erman Toroğlu
Eski mesleğimi bilmeyen yoktur. Hakem olduğum vakitten bahsetmiyorum, kabzımallık zamanımdan bahsediyorum yahu. Sebzeden, meyveden iyi anlarım, yani hocam kısacası maldan iyi anlarım. Şimdi bir defa iyi mal gördüğümde tüylerim diken diken olur alimallah. Geçen fırından çıtır çıtır ekmeğimi, Afyon’dan özel getirttiğim 90-60-90 kızlar gibi sucuğumu kargodan almışım eve doğru salınarak yürüyorum muhtar gibi, Club Bangkok posterini gördüm. Yırttım eve götürdüm, mal potansiyeli sezdim bu üçlüde. Bak bak ne olacak o postere bak bak, çölde kutup ayısının başına gelmez o posterin başına gelecekler, dinle ey ahali, dinle.
Tereyağını şöyle güzelce erittim, az zeytinyağı koydum üstüne ki haaaa, nolmasın, tereyağı yanmasın diye. Attım sucukları, iki çevirdim koydum yumurtayı, iki çevirdim attım kırmızı biberi. Ekmeği de şöyle elimle bir kırdım, ağzım şapırdamaya başladı 18’lik manken görmüşüm gibi… Masaya serdiğim Club Bangkok posterini bir gördüm, midem kalktı. Kel bir çocuk var, Allah günah yazmasın da bu ne biçim bir tiptir yahu diye sorarlar adama? Şapkalı bir çocuk daha var ki Halis Özkahya bak burdan sözüm sana, sahtekar gibi bunun tipi, MHK’ya mı aldırsan ne yapsan bunu anlarsın ya. Üçüncü çocuk desen direk mal, bir defa öyle giyinilir mi? Takıcaksın taksici yüzüklerini şıkır şıkır, giyiceksin kırmızı pompacı yeleğini, ha bir de pahalı saat takacaksın. Al birini vur ötekine dedim, yırttım posteri, parça pinçik ettim ve üstüne kustum yani istifra ettim. MHK ve Federasyon da böyle giderse yakında tası tarağı toplar gider, üzüntü içinde izliyorum çünkü iyi niyetli çocuklardı. Ha, noluyomuş? İyi niyetle olmuyormuş di mi? Anlayan anladı.
Club Bangkok 2 Şubat’ta caz müziğinin İstanbul’daki Mekke’si veya Rolls Royce’u olarak bilinen Nublu’da Blues Brothers’ı Cazcı Kardeşler diye çeviren allahsız dublajcıları deşifre etmeye geliyor.
Deşifre üstüne Tophane’de dayak ve nargile keyfimize katılmak isteyenler çıkışta uğursuz gibi Zürafa Sokak’ın oralarda toplaşıp bizleri bekleyebilirler, çünkü Zürafa Sokak iyi görünmektir.
22.00 – 00.30: Sarıyılan
00.30 – 03.30: Club Bangkok
●●●
*30 TL / Biletleri nublu kapıdan alabilirsiniz.
*30 TL / Tickets available from nublu door.
Club Bangkok Presents: Bangkok Recordings @babylonistanbul @killallhipsters @kaansezyum
Merhabalar,
Babylon’daki son Club Bangkok gecesinden sonra kendimize bir çeki düzen vermeye karar verdik. Haftalardır aile terapisine gidiyoruz, alkolü azalttık ve her gün düzensiz spor yapmaya başladık, fakat planlayamadığımız bir şekilde hayat yine zalim ağlarını zalimce ördü, hayvan gibi zalimce hem de.
Profesyonellikten katiyen ödün vermeyerek gerçekleştirdiğimiz yıl sonu toplantımızdan çıkan kararın hepimizin hayatını dramatik bir şekilde değiştireceğini nerden bilebilirdik ki? Çıkan karar şu idi:
Bu akşam @nubluistanbul’da Club Bangkok öncesinde saat 22.00 - 00.00 arası @KaanSezyum (Dj sarıyılan) sizi ısıtmak ne kelime adeta içinize bir ateş düşürecek.
https://www.facebook.com/events/527786553916078/
8 Mayıs @ İTÜ Taşkışla Şenlik ‘18
9 Mayıs @ Babylon, Of Montreal after party
11 Mayıs @ Babylon, w/ Sezyum & The Ringo Jets
12 Mayıs @ İzmir, Jackson’s
26 Mayıs @ Parkorman, Babylon Soundgarden
Club Bangkok Early New Year’s Party with Dj Sarıyılan (a.k.a. Sezyum) @ Babylon Istanbul
Yılbaşı gecesi dışarı çıkmayı sevmiyorsanız, #clubbangkok Club Bangkok Early New Year’s Party with Dj Sarıyılan (a.k.a. Kaan @Sezyum) 30 ARALIK’TA @BabylonIstanbul
#Event link: http://www.facebook.com/events/314934198532207/